hayat yolu

Bayan hırka modelleri

siemens plc hakkında bilgi

26/10/2008 · Kategori: teknoloji

3. PLC’ NIN YAPISI

• Güç kaynaklari
• Merkezi islem üniteleri (CPU)
• Dijital giris/çikis birimleri(Dijital I/ O Modules)
• Analog giris / çikis birimleri(Analog I/ OMmodules)
• Akilli giris/çikis birimleri (Intelligent I/O Modules)
• Özel modüller
• Haberlesme modülleri (Communication Modules)
• Kartlarin takildigi raflar (Subrack’s)
• Baglanti modülleri (Interface Modules)
• Tamamlayici ekipmanlar

3.1 GÜÇ KAYNAKLARI

Bu modüller PLC içindeki kartlarin beslemelerini (Giris çikis kartlari hariç saklamakla yükümlüdür. Dis kaynak beslemelerini PLC’nin iç voltaj seviyelerine indirirler. PLC içindeki kartlarin güç sarfiyatina göre kaynagin maksimum çikis akimi degisik degerlerde seçilebilir. Çikis akiminin çok yüksek oldugu durumlarda fan ünitesi ile sogutma gerekliligi yoktur.Güç kaynaginin içindeki hafiza yedekleme pili ile CPU içindeki kullanici programi, kalici ‘retentive’ isaretleyiciler, sayici ve zamanlayici içerikleri gerilim kesilmesine karsi korunabilir. Bu yedekleme pili enerji yokken degistirilecekse, disaridan bir kaynakla güç kaynagi beslenmelidir.

3.2 MERKEZI ISLEM BIRIMLERI (CPU’s)

Merkezi islem birimleri PLC sisteminin beyni olarak düsünülebilir. Bu birimler kumanda edilen sisteme ait yazilimin(sadece mantik yaziliminin) saklandigi ve bu yazilimin islendigi kartlardir.Merkezi islemci haricinde program hafizasi ve programlama cihazi baglantisi için bir interface içerir.Ayrica bazi modellerde baska PLC guruplari ile beraber çalisabilmeleri için özel interface’lerde bulunur.
CPU’lar çoklu islemci sistemi ile dizayn edilmistir.Bir standart mikroislemcinin yani sira CPU tipi ile baglantili olarak bir yada daha fazla Gate-Array Teknigi ile özel olarak gelistirilmis dil islemcisi bulunur. Bu dil islemcileri tanimlanmis olan kumanda komutlarini çok kisa sürede islerler.Dil islemcilerinin isleyemedigi komutlari da standart mikro islemci yorumlar.Standart mikroislemci ile dil islemcisinin yada islemcilerinin Co-Procsssing diye adlandirilan bu çalisma tarzi ile çalismalari, PLC kumanda programinin çok kisa zaman araliklarinda islenmesini saglar.Standart mikroislemci ayni zamanda isletim sisteminin çalismasindan ve interface’lerin sorgulanmasindan sorumludur.Sadece okumaya yönelik (ROM) hafiza içinde isletim sistemi bulunur.Kullanici tarafindan yazilan PLC programi ise CPU’nun okunabilir-yazilabilir (RAM) hafizasi içinde yer alir.Örnek olarak CPU 944’ün iç yapisi su sekildedir;

Sekil-3.1 CPU 944’ün iç yapisi

Sistemde kullanilacak CPU’nun seiçimi önemlidir. Istenen fonksiyounu uygun sekilde yerine getirebilmesi için CPU’nun islem hizi, hafiza kapasitesi ve spesifik özelliklerinin process’in minimum gereklerini saglamasi sarttir. CPU ne kadar güçlü ise saklanabilecek kullanici programi o kadar genis, bu programin islenebilmesi de o kadar kisa sürede gerçeklesecektir. Bir baska deyisle process’i kontrol eden sistemin kendi kontrol mekanizmasi (CPU) process’e göre atil kalmamalidir. Örnek olarak SIMATIC 115U serisi CPU’lar düsünülecek olursa ,bu serideki CPU’lar CPU 941,CPU 942, CPU 943, CPU 943, CPU 944, ve CPU 945 olarak bes çesittir.
Serinin en alt modeli olan 941 modelinde bir bit operasyonu yerine getirilmesi için gereken zaman 1,6 uS iken, serinin en üst modeli olan CPU 945’te ayni islem 0,1uS’dir. Buradan da anlasilacagi üzere sistemi kontrol eden CPU^nun performansi sahadaki aksiyonlari farketme, degerlendirme ve karara varma asamalarini minimum zamanda gerçekleyebilecek durumda olmalidir.
CPU’lar ayrica kumanda edilen sisteme göre PID fonksiyonlarini da isleyebilir.Analog modüller ve PID yardimci software ile baglantili olarak sekiz PID kontrol çevrimine kadar islem yapilabilir. CPU’larin program islemesi daha ileride detayli olarak islenecektir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

650 beygirlik Golf

19/10/2008 · Kategori: otomobiill

650 beygirlik Golf

golf.jpg Halk otomobili olarak Almanya’da üretime başlayan Volkswagen, efsanevi modeli Golf’ün uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir konsept versiyonunu tanıttı.

Golf GTI platformu üzerinde geliştirilen Golf GTI W12, tam 650 beygir gücünde ve maksimum 325 kilometre hıza ulaşabiliyor. Volkswagen’in efsanevi modeli Golf, sportif versiyonu GTI ile de her dönem gençlerin gözdesi olmayı başarmış bir model. 1982 yılından bu yana 1 milyondan fazla satan GTI modeli, spor otomobiller arasında önemli bir yere sahip. GTI efsanesine yeni …
...netten...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Mars’ta görüntü var, peki ses?

18/10/2008 · Kategori: teknoloji

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi,Kızıl Gezegen,Phoenix,mars

Mars’ta görüntü var, peki ses?
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Kızıl Gezegen’e gönderdiği kaşifi Phoenix’in mikrofonunu çalıştırarak Mars’lı dostlarımızın sesini duymaya çalışacak.


Phoenix’in 25 Mayıs’ta Mars yüzeyine inişi sırasında çalıştırılmayan mikrofonu, önümüzdeki iki hafta içinde çalıştırılıyor. Dünya’ya oranla ince bir atmosfere sahip olan Mars’ta ses dalgalarının çok fazla uzağa gidemediği ve profesyonel bir mikrofona sahip olmayan Phoenix’in çok kaliteli ses iletemeyeceğini belirten bilim insanları, bunun yine de çok heyecan verici bir ilk olduğunu ifade ettiler.

Mars’tan ses duymaya çalışmanın Dünya’dan 30 bin metre yukarda oluşan ses dalgalarını dinlemeye benzeyeceğini belirten bilim insanları, mikrofonun ses iletip iletmediğinden emin olmak için toprağı kazma ve matkapla delme gibi “gürültülü” işler yapılacağını belirttiler. Bilim insanları, eğer ses araç çalışırken ses iletimi gerçekleşirse uzay aracını sessiz hale getirerek yalnızca gezegeni dinlemeye çalışacak.

Phoenix’in mikrofonu, uzay aracının inişinin son üç dakikasında kuş bakışı görüntü almak için aracın altına yerleştirilen görüntüleme sisteminin bir parçası. Görüntüleme sistemi ve mikrofon, aracın Mars yüzeyine inişini gerçekleştirdiği 25 Mayıs tarihinde kullanılacaktı, ancak testler sonucunda bu durumun projeyi geri dönüşü olmayan riskler altına sokabileceği ortaya çıktığı için deney ertelenmişti.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Akıllı elektrik sayaçları gerçekten ekonomik mi?

16/10/2008 · Kategori: teknoloji

Elektrik faturaları kışın ısıtıcılardan, yazın klimalardan ve devamlı çalışan çamaşır makinesi, buzdolabından vb. eşyalardan dolayı en yüklü faturalardan biridir. Elektrik faturasını azaltmanın yolları daha önce bir kaç yazıda belirtilmişti. Bu yöntemlerin dışında akıllı sayaçları kullanmak gerçekten faturaları azaltıyor mu? Biraz planlı olur ve rahatınızdan ödün verirseniz cevap evet.
Akıllı sayaçlar, elektrik abonelerine şebekenin yoğun olmadığı saatlerde daha ucuz bir tarife uygulayarak şebeke yüklenmelerini azaltmaya yöneliktir. Akıllı sayaçların diğer sayaçlara göre iki farkı bulunmaktadır. Birincisi saat ekranı isminden de anlaşılabileceği gibi elektroniktir. İkincisi ise, bu sayaçların asıl önemli özelliği, günün farklı saatlerinde ne kadar elektrik enerjisi kullandığınızın raporunu tutmaktadır. Analog (normal) saatlerde tüketilen elektrik bir zaman ayrımını tabi tutulmaksızın toplam bir değer olarak faturada belirtilmektedir. Ama eğer kullandığımız akıllı bir sayaçsa faturamızda sabah akşam ve gece saatleri olmak üzere tüketimimiz üç aşamaya ayrılmış olarak görülür.
Hangi saatlerin hangi dilime girdiği aşağıdaki gibidir:
(06:00 - 17:00) arası gündüz, normal tarife.
(17:00 - 22:00) arası puant, pahalı tarife.
(22:00 - 06:00) arası gece, ucuz tarife.
Tedaş’ın 2008 yılı tarifesine buradan ulaşabilirsiniz
Akıllı sayaçları kullanırken şunlara dikkat etmek gerekir:
Saatinizin akıllı sayaç olması ucuz tarife için yeterli değildir. Bunun yanında elektrik dağıtımınızı yapan kuruma üçlü tarifeye geçeceğinizi bildirmeniz gerekiyor.
Akıllı sayacın ve üçlü tarifenin ekonomik olması için çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi fazla enerji tüketen eşyalarınızı gece diliminde kullanmanız gerekir. Eğer planlı olamayıp bu zaman diliminde kullanmazsanız normalden daha fazla bile ödeme yapabilirsiniz.
Normalde sayaçlar saatlerin geri veya ileri alındığı zamanlarda kendilerini otomatik olarak ayarlarlar. Fakat bu geçişlerde problem olup olmadığını kontrol etmenizde yarar var.
Akıllı sayaç kullanımı için rahatınızdan da biraz ödün vermeniz gerekebilir. Örneğin gürültülü bir çamaşır makineniz varsa, gece iş yapmak istemiyorsanız, aşırı sıcaklarda saat 22.00′den önce klimanızı çalıştırmak istiyorsanız akıllı sayacı bir daha düşünün.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Az elektrikle daha çok ısıtma

15/10/2008 · Kategori: teknoloji

Az elektrikle daha çok ısıtma

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Teknik Eğitim Fakültesinde, daha az elektrik tüketimiyle daha çok ısınma sağlayan yeni bir sistem geliştirildi.

AA- SDÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgisayar Donanımı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Proje Sorumlusu Yrd. Doç. Ahmet Küçükkömürler, Teknik Eğitim Fakültesine ait atölyede küçük kaynak makineleri üzerine çalışırken, yeni bir ısıtma sistemi geliştirdiklerini bildirdi.


Elektromanyetik indüksiyon prensibiyle çalışan cihazla 85 santigrat dereceye kadar ısı elde ettiklerini anlatan Küçükkömürler, cihazın çalışırken saatte yaklaşık 400 watt elektrik harcadığını kaydetti.


Ön yüzü mermer blok şeklindeki cihazın oda içinde farkedilmeyeceğini de vurgulayan Ahmet Küçükkömürler, 50X40 santimetre boyutlardaki cihazın, 20-25 metrekarelik bir odayı rahatlıkla ısıtabildiğini vurguladı.


Küçükkömürler, günümüzde kullanılan elektrik sobalarına göre çok daha az elektrik harcadığına işaret ettiği yeni sistemi şöyle anlattı:


`Cihazın üzerinde ayarlama düğmeleri de bulunuyor. Isıyı istediğiniz şekilde ayarlayabiliyorsunuz. Görünüş olarak gayet estetik. Zaten cihazı geliştirirken bu özelliğine de dikkat ettik. Mermer blok şeklinde geliştirilen cihaz rahatlıkla duvara monte edilebilir. Üretilen cihazın maliyeti de düşük. Prototipi 100 YTL`ye maloldu. İstenilirse proje daha büyük yapılabilir.`


Patent almak için, çalışmayı ABD`deki ısıtma, havalandırma, klima ve soğutma sistemlerinin araştırması ve diğer faaliyetlerine öncülük eden Isıtma, Soğutma, Havalandırma Mühendisleri Kuruluna(ASHRAE) sunduklarını bildiren Küçükkömürler, kurulun proje üzerinde çalışma yapmak istediği bilgisi aldıklarını da duyurdu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DÜNYAYI SARSACAK 10 YENİ BULUŞ

11/10/2008 · Kategori: teknoloji



Amerikan Newsweek dergisi, bilim adamlarının halen üzerinde kafa yorduğu buluşları derledi.

Teknoloji dünyasındaki bu yenilikler arasında trafik kazalarını önleyecek özel kameradan hastalıklara ilaç olacak hücre programlarına kadar değişik alanlarda insan hayatını değiştirecek icatlar bulunuyor. Yüzen ev: Gelgit dalgalarıyla yükselip alçalacak şekilde tasarlanan yüzen evler çok dengeli oldukları için asla yan yatmıyor, direğe bağlı oldukları için de sürüklenip gitmiyor. Elektrik ve su gibi ihtiyaçlar ise esnek kablo ve borularla karşılanıyor. Birleşmiş Milletler eriyen buzulların ve yükselen deniz seviyesinin selleri artıracağını ve 2050 yılına kadar 2 milyar kişinin riske gireceğini tahmin ediyor.

Elmastan mikroçip: Bilim adamlarının amacı ise yapay yolla üretilen ve matkaplarda kullanılan sentetik elması, mikroçiplerin hammaddesi olarak kullanmak. Çünkü silikon mikroçipler 95 derecede erirken, elmas olanlar 500 dereceye kadar dayanabiliyor. Daha ucuza mükemmel elmaslar yapmanın yolu bulunduğunda bunların üzerine daha fazla devre yerleştirilebilecek. Japon Nippon Telegraph and Telephone firması elmastan yapılmış yarı iletken prototipleri üretti bile.

Elektronik yardımcı pilot: Otomobillerde direksiyon ve pedallar yine normal sürücü tarafından kontrol edilecek. Cansız yardımcı pilot sert dönüşler gibi tehlikeli hareketlerde devreye girerek aracın kaymasını önleyecek. BMW, DaimlerChrysler ve GM tarafından geliştirilen bu teknoloji alkollü ya da uyuklayan sürücüleri de uyararak şeritlerinden çıkmalarını önleyebilecek.

Fiber karbon otomobiller: Bilim adamları daha hafif araçlar üretmeye çalışıyor. Amaç yakıt tasarrufu. Karbon liflerinin yapıştırıcı benzeri bir malzemeyle birbirine tutturulmasıyla elde edilen malzeme çelik yerine kullanıldığında ağırlık yarıya inebilecek. Bu fiber karbon otomobillerde yakıttan yüzde 50 tasarruf etmek anlamına geliyor.

Kokuya duyarlı uçak: ABD’li bilim adamları sineklerin şimdi de koku alma yetenekleriyle yollarını nasıl bulduklarını araştırıyor. Amaç böceklerin 1 kilometre kadar uzaktan koku kaynağını farkettikleri gerçeğinden yola çıkarak, bu sistemi keşif uçaklarında kullanmak. Bu sayede ormanda kaybolan bir koşucu, ya da uyuşturucu tarlaları bu uçaklarla kolaylıkla bulunabilecek.

‘Facelab’ (Yüz Laboratuvarı) adlı bir teknoloji sayesinde direksiyonun yanında bulunan bir kamera sürücünün yüzünü sürekli kontrol altında tutuyor. 3 boyutlu bilgisayara yansıyacak bu görüntü gözlere odaklanarak, gözbebeğinin ve iris tabakasının hareketlerini takip ediyor. Los ışıkta bile çalışabilen bu cihaz şoförün tam olarak neye baktığını anlıyor ve şayet gözkapaklarının aşağıya doğru kaydığını farkederse koltuğu ve pedalı titreştirerek sürücünün ayık kalmasını sağlıyor. Beyinlere mikroçip: Güney California Üniversitesi’nin uzmanları, insan beyninin hafıza bankasını destekleyip güçlendirecek bilgisayar cipleri üzerinde çalışıyor. Ted Berger hücrenin davranışlarını taklit edebilen bilgisayar programları ve bunları çalıştıracak cipler üretmeyi başardı. Uzmanlar bu teknolojiyle, beyne yerleştirilecek cipler sayesinde felçlilere ya da Alzheimer hastalarına yardım etmenin yanı sıra, örneğin ingilizce öğrenmek isteyen birinin de bunu daha kolay yapabilmesinin yolunu açmaya çabalıyor.

Uzay meyveleri: Çinli bilim adamları baz meyve ve sebzeleri orijinal boyutlarından daha büyük, bazı özelliklerininse daha üstün olmasını sağlamak için tohum halindeyken uzay gönderiyor. Sıfır yerçekimi, kozmik radyasyon gibi uzaya has 7 unsura maruz bırakılan tohumlar geri getirilip toprağa dikiliyor. Salatalıklar beyzbol sopası uzunluğunda olabiliyor. Domateslerde ise yüzde 27 daha fazla antioksidan oluşabiliyor. Şu ana kadar, 3 bin bitki türü gram başına 45 bin dolara uzaya gönderildi.

Hücreler programlanacak: Kök hücre konusunda büyük mesafe kateden uzmanlar, bu yapı taşlarının kemiğe ya da karaciğere dönüşmesini sağlayarak hastalıkları kökünden çözmeyi amaçlıyor.

Uzaya asansörlü yolculuk: Yeryüzünden 100 bin kilometre yükseğe uzanacak asansörde ‘karbon nanotüpleri’ adı verilen ve çelikten kat kat güçlü olan molekül zincirleri kullanılacak. Amerikalı fizikçi Edwards güneş enerjisiyle çalışan robotların saatte 190 kilometre hızla tırmanacağı öngörmüştü. 20 yıl içinde hayata geçirilebilecek teknolojiyle kilo başına 4 bin 500 dolar olan uzaya eşya taşıma fiyatı 450 $’a inecek.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DEDEKTÖR

9/10/2008 · Kategori: teknoloji


DEDEKTÖR hakkında bilgi, ansiklopedik kaynak. Nedir, kimdir, nerededir, nasıl çalışır, nedenler, ne zaman sorularına cevap arayanlara, dedektör hakkında bilgi.

Alm. Dedektor, Fr. Dédecteur, İng. Dedector. Özellikle radyolarda ses kalitesini düzeltmek için kullanılan alet. Değişik türleri vardır. Kristal dedektör: İlk kristal dedektör, herhangi bir metal sülfür kristaline temas eden metal bir telden ibaretti. Bu tür temaslardaki bir yönlü iletkenliği 1874’te keşfeden Braun, bu özelliği yine ilk defa kendisi 1901’de telsiz alıcısının bir parçasının yapımında kullanmıştır. 1906’da Amerikalı mühendis Henry H.C. Dunwody, kristal dedektörlerde karbon kullanımının patentini almıştır. Aynı yıl G.W. Pickard kristal dedektörlerde silikon kullanımının patentini almıştır. Kristal dedektör, ayarlanmada kritik olmasına karşılık hassas ve ucuzdur. Bu sebeple amatör telsizciler tarafından ve pekçok ilk ticari telsiz istasyonları tarafından ve 1920’nin başlarında basit alıcılar tarafından kullanılmıştır. İkinci Dünya Savaşından bu yana geliştirilen ve bugün elektronik mühendisliğinin her sahasındaki kullanılan yarı iletkenler, bunun doğrudan doğruya bir devamıdır. Magnetik dedektör: 1902’de Marconi tarafından bulunan magnetik dedektörde, iki daimi mıknatıs, bir bobine ait primer sargının çekirdek alanında hareket eden demir tel demetini magnetize etmekteydi. Gelen bir sinyal alındığında, sargılardaki magnetik alanı değiştirir. Alanın değişmesi ikinci sargıda voltaj meydana getirir. Bu dedektör, 1912’ye kadar Marconi telsizlerinin standart techizatıydı. Elektrolitik dedektör: Elektrik akımını geçiren bir çözeltiye batırılan ince telden ibarettir. 1900-1913 yılları arasında değişik türden elektrolitik dedektörler kullanılmıştır. Vakum tüp dedektörler: John A. Fleming 1904’te radyo dalgalarını algılamak için, içinde iki elektrot bulunan bir tüp (diyot lamba) kullanmıştı. Bir yöndeki iletkenliği diğer yöne göre daha fazla olan bu tüpler, 1905-1912 arasında Marconi telsizlerinde kullanılmıştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Elektromanyetik kirlenme Korkutan kablolar..

1/10/2008 · Kategori: teknoloji

Elektromanyetik kirlenme
Korkutan kablolar...

Televizyon antenleri ya da baz istasyonlarının yakınında yaşamak, mikrodalga fırın veya cep telefonu kullanmak sağlığa gerçekten zararlı mı? Bilim hayır dese de...

Gelişen teknolojiyle birlikte yaşantımıza giren elektronik cihazların kullanımı da arttı.
Telefon, yaşamı uzatıyor mu, kısaltıyor mu? Bu altın soru, halkla bilim insanlarını tartışmalı ortamlarda karşı karşıya getiriyor. Ancak, cep telefonu sayısının Türk aileleri arasında salgın gibi yayılırcasına artmasını engellemiyor. Kültürel ve siyasi anlamda anlaşılmak üzere, Batı Avrupa'da bu yeni statü simgesini en çok kullananlar Finlandiyalılar. Protestolar, telefon sinyallerini ileten ve sıradan meskenlerin çatılarında bile sık sık görülen baz istasyonları ile aktarıcı televizyon antenleri üzerinde yoğunlaşıyor. Söz konusu donanımın yaydığı yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar, gerçekten de baş ağrısından kan kanserine kadar çeşitlenen hastalıklarla rahatsızlıklara yol açıyor mu?

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, şimdilik sağlığa kalıcı bağlamda zarar veren bir hasara ilişkin bir kanıt yok. Gerçi, böyle bir olasılığı tümden göz ardı etmek olanaksız. Düzenli olarak duyurduğu ilanlarla WHO, halka güvence vermeye çalışıyor ve yalnızca kısmen başarıya ulaşıyor; çünkü, korkuları hepten yatıştıracak "hayır"ı diyemiyor. Şimdiye dek yürütülen çalışmaların sonuçlarına dair belirsizlik havası ortadan bir türlü kalkmıyor. Oysa, 2003'te kesin bir şeylerin söylenebileceği bildiriliyor. Nitekim, Lion merkezli Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi (IARC), büyük bir salgın hastalık araştırması başlatacak. Cep telefonu sahiplerinde, hem başta hem de boyunda, yani elektromanyetizmaya en çok maruz kalan bölgelerde beyin tümörünün gelişme riski hesaplanacak. Çalışmaya, aralarında İtalya'nın da bulunduğu birçok ülke katılacak. İskandinav ülkelerini ilgilendiren bir başka araştırmadaysa, cep telefonu sahiplerinde kan kanseri ve tükürük bezi tümörünün gelişme olasılığı hesaplanacak. İlaçlarla ilgili ileri düzeyde bir araştırma ise, Almanya'da, Aachen'da, elektromanyetik dalgaların çevreye uyumluluğu bağlamında sürdürülüyor.

Bu arada, WHO yetkilileri, büyük harcamalar gerektirmeyen önlemler almanın yararlı olduğunu söylüyorlar: Örneğin, aktarma antenleri ve benzeri tesisler okullardan, hastanelerden uzakta kurulabilir; telefonu kulağa götürmek yerine, Bluetooth teknolojili kablosuz kulaklıklar ya da ucuz kablolu versiyonları takılabilir (yine de telefonun bel hizasında, böbreklere temas etmesini zararlı bulanlar var). Bu bağlamda, Sağlık Yüksek Enstitüsü'nden (İtalya) bir uzman olan Pietro Comba, elektromanyetik kirlilik üstüne yaptığı yakın tarihli araştırmada, cep telefonları, radar, televizyon yayınlarını aktarma antenleri gibi yüksek frekanslar yayan nesneler hakkında yeterli bilgi olmadığını belirtiyor. Bilimsel açıdan kesin verilerin yokluğu huzursuzluğa yol açıyor. Hele yönetmeliklerle düzenlenmemiş donanımların yerleştirilmesiyle birlikte, halk da "elektrokirliliğin" katlanarak artacağı izlenimini edinmişse, işler kötüleşiyor. Huzursuzluğu yerel politik komitelerin etkinlikleri artırıyor. Özellikle, baz istasyonları birinci hedef haline geliyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünya Borpower in peşinde

29/9/2008 · Kategori: teknoloji

mikron teknolojisi ,Angstrom ve nano ölçek,NNT, bor,BORPOWER
BORPOWER , ABD olmak üzere Bir çok ülkelerden Teklifler yağıyor...

Dünya devi şirketler, Türk şirketin uzun yıllar süren Ar-Ge ile ürettiği teknolojinin hammaddesini kullanarak ürünler geliştirme düşüncesindeydi ancak şirket yetkilileri, bu teklifleri reddetti. NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş Genel Müdürü Mehmet Can Arvas, NNT’nin Türkiye’nin bor madenlerini en ileri nanoteknoloji kullanarak geliştirdiği uç ürünlerin benzerinin dünya genelinde yapılamadığını söyledi.
Tamamen yerli sermayeye ait şirketlerinin Ar-Ge personelinin uzun yıllar araştırmaları sonucu ortaya çıkardıkları ileri teknoloji ürünlerinin know-how’ının, ABD’nin motor yağlayıcı teknolojisindeki dev firmaları tarafından satın alınmak istendiğini ifade eden Arvas, bu talebi reddettiklerini dile getirdi.

Amerika’nın bu teknoloji üzerine çalıştığı şirketlerin ürünlerinin mikron teknolojisi seviyesinde olduğunu belirten Arvas, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirketler, henüz ileri teknoloji olan nanoteknolojiyi kullanamıyorlar. Bu konuda yaptıkları açıklamalarda 4 yıl sonra nano ölçekli üretime geçebileceklerini, bunun için 4-6 milyar dolar arasında yatırım yapmayı planladıklarını da resmi olarak açıkladılar. Biz bu teknolojiyi dünyada üretebilen tek firma olduğumuzdan şirketimizden boru nanoteknoloji ile işleyerek oluşturduğumuz Angstrom ve nano ölçek (MCDP) denilen hammaddeyi istediler. Bu bir anlamda Türkiye’de geliştirilen ileri bir teknolojinin üretim sırlarını açıklamak anlamına geliyordu. Bu hammaddeyi alarak geliştirecekleri ürünleri çeşitli sektörlerde kullanacaklar ve piyasaya sunacaklardı. ’Bu teknolojinin know-how’ını bize verin, biz üretelim, kendi markamızı üretelim’ dediler ancak şirketimiz bu teklifi kabul etmedi."

ABD’deki dev şirketlerin halen mikro ölçekte geliştirdikleri motor yağlayıcı teknolojisini NNT’nin hammaddeleriyle kısa sürede nano boyuta taşımayı hedeflendiğini ifade eden Arvas, "Fakat biz ürünümüzün hammaddesini vermedik. Çünkü bunu kendimiz kullanıyoruz. İç piyasaya ve yurt dışına ihraç ettiğimiz ürünlerin üretimi aşamasında bu hammaddeyi kullanıyoruz. Onlara cevabımız ise ’Bizden hammadde değil, ürün alabilirsiniz’ oldu" dedi.

-BAŞKA ÜLKELER DE İSTEDİ-

Arvas, dünyada motor yağlayıcı teknolojileri üzerine az sayıda şirketin çalıştığını belirterek, BORPOWER ürünlerinin üretim teknolojisine ilişkin bilgileri alma konusunda ABD’nin dev firmalarının yanı sıra Almanya ile pek çok Uzak Doğu ülkesinden de teklif geldiğini söyledi. Arvas, "NNT, bu teklifleri de reddetti. Biz, dünya bor rezervlerinin yüzde 70’ine sahip olan Türkiye’nin bor alanında dünya lideri olmasını istiyoruz. Bu nedenle bu tekliflere de kapalıyız. Bu gerçeğin altını çizmek istiyoruz" diye konuştu.

Arvas, BORPOWER ürünlerinin İngiltere’de ve Almanya’da satılmaya başladığını, geliştirdikleri teknolojinin dünya bilim adamları tarafından 21. asrın en önemli buluşu olarak seçildiğini ve bu nedenle Münih’te bulunan Dünya Teknoloji Müzesine konulduğunu aktardı.

-BORPOWER-

Arvas’ın verdiği bilgiye göre, BORPOWER teknolojisi araç motorlarında yüzde 20’ye kadar yakıt tasarrufu sağlıyor, araçların rektefiye ve yağ ömrünü 2 kat uzatıyor.Dünyada bir ilk olan BORPOWER teknolojisinin Türkiye’ye yakıt-yağ tasarrufunda yılda 6-8 milyar dolar kazandıracağı belirtiliyor. Türkiye’de yılda 500 bin ton sanayi yağının kullanıldığı düşünüldüğünde, BORPOWER teknolojisinin bu rakamı 250 bin ton seviyesine indireceği, böylece hem ekonomiye hem çevreye katkı yapacağı ifade ediliyor. NNT, bor ile ilgili 250 yeni proje yürütüyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »